Ana sayfa / MARKA / Vefa Boza Tarihi
Vefa Bozacısının Hikayesi

Vefa Boza Tarihi

Vefa Boza Tarihi

Gecelerin yükselen narası, hepimizin içinin kıpır kıpır ettiği, güğümden  ve süt testisinden, tabak çanaklarımıza akan bozanın tarihi markası Vefa Bozası’nın tarihçesini kaleme almak bizi geçmişe doğru başka bir yolculuğa çıkarıyor.

Vefa Boza Tarihi – Vefa Bozası Adının Öyküsü

Vefa Bozacısı adını aslında sahibinin yaşadığı semtten alır. Fakat şöhreti bırakın semtini, şehirleri ve ülkeleri aşar gider. İstanbul’un kimliğinin renklerinden biri haline gelir.

Vefa Bozasının Hikayesi

Hikayenin en derin ve en lezzetli kısmının kahramanı Prizrenli Sadık Ağa’dır. Sadık Ağa 1870 yılında Arnavutluk’tan İstanbul’a gelir. İstanbul’a geldiğinde bozanın keşfini yaptığını düşünmeyin, çünkü zaten boza vardır. Meşhur Misak Boyacıya’nın Ahmediye Bozacısı ve benzeri nam salmış ünlü bozacılar gibi Sadık Ağa’da bozaya dokunmayı başarır. Fakat bu dokunuş, bozanın gelecek tarihini oluşturacaktır. Yani bugün kü damaklardan silinmeyen lezzetin mimarı olmak adına harekete geçer ve başarılı da olur. Bu yüzdendir ki kaleme sarıldık ve vefa boza tarihi hakkında ucunu sivrilttik.

Vefa Boza Kurucusu Sadık Ağa’nın Prizren’den İstanbul’a gelişi.

Sadık Ağa’nın Prizren’den İstanbul’a gelişiyle alakalı  rivayetler muhtelif olmasına karşın, en ağır basan seçenek, 19. yüz yıl başlarında Müslümanların Balkanlar’da yaşamını güçleştiren savaşların olmasıdır. Tabi buna İstanbul’un o dönem ticari ve mimari anlamda da dünyanın merkezi olarak görülmesi cazibesiyle getirmiştir diye de bakmak mümkündür. Tamamen farklı bir seçenek ise o dönem şehrin bozacılarının geçmişten günümüze büyük çoğunluğunun Arnavut olması da dahil edilebilir.
Vefa Bozacısının Hikayesi

 Vefa Boza Tarihi’nin dönüm noktası Sadık Ağa’nın cesur girişimiyle yeniden şekillendi. Sadık Ağa İstanbul’a geldiğinde Vefa Bozasını meydana getirmeye karar vereen kadar mevsim koşullarıyla uyumlu bir biçimde salep, mısır buğdayı kozası ve kayısı hoşafı satar. Daha sonrasında ise İstanbul’un bilinen geleneksel içeceği Boza için bir yenilik yapmaya karar verir ve İstanbul üniversitesi civarlarında bir evin altkatını imalathane olarak kullanmaya başlar. Ve nitekim bugün ki Vefa Bozacısı dükkanı açılır. Ve bu dükkan Boza üzerine açılan dünyada ilk dükkan olur. Vefa Bozacısına gittiğinizde kapının eşiğinde ezip geçtiğinzi mermer 1876 yılında koyulmuştur.

Sadık Ağa’nın bozacı kimliği belgelerle de ispatlanmaktadır. Şöyle , Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde bir Sicill-i Ahval Komisyonu Defteri’nde bu durum kayda alınmıştır. . Defterde bulunan  belge içerisinde ilk ibare şu şekildedir: “İsmail Hakkı Efendi: Prizrenli Bozacı Sadık Efendi’nin oğludur.” 1912 yılında düzenlenen belgenin diğer içerik kısımlarında ise Sadık Efendi’nin mevcut işlerini oğlu İsmail Hakkı Bey’e devrettiği yazmaktadır.

Vefa Boza Tarihi – İsmail Hakkı Bey

İsmail Hakkı 1851 yılında dünyaya geldikten sonra, sıbyan mektebinde eğitimmine başlamış ve  sonrasında da Beyazıt Merkez Rüşdiyesi’nde okumuştu. Daha sonra da Mercan İdadisi’nden şehadetname  almıştı. O dönemler mezuniyet belgesine Şehadetname ismi verilirdi. Bulgarca, Fransızca ve Rumca bilen bir gençti.  1910 yılında “dört yüz kuruş maaşla Posta ve Telgraf Nezareti Posta Muamelat kâtipliğinde’ katip olarak göreve başlamıştı. 1911 yılında Mülkiye’den mezun olduğu düşünüldüğünde,  katiplik görevi çok kısa sürmüştür. Sonraki yıllarda ise askerlik görevini ifa etmek üzere  Osmanlı ordusu bünyesinde Birinci Dünya ve Balkan savaçlarına katılma şerefine nail olmuştur. Aldığı güçlü eğitime rağmen savaş sonrası devlette görev yapmayı tercih etmemiş, babası tarafından işletilen bugün kü Vefa bozacısı dükkânıyla meşgul olmuştur. Fakat bu meşgul olmanın hüzünlü bir tarafı da söz konusudur.
Vefa Boza Tarihi  – Vefa Bozacısı Tarihe Gömülürken
İsmail Hakkı Bey’in savaş sonrası dönüş günlerinde Vefa semti, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından bir başka büyük felakete sahne olmuştur.. 1918 yangınında büyük hasar gören semtin içerisinde Sadık Bey’in o emektar mekanı da harabeye dönüvermişti. Ancak Suriye cephesinde ki görevini tamamlayıp yurduna dönen İsmail Hakkı Bey tarihe atılan imzayı sildirmemeyi başardı. Sadık Bey’le beraber dükkanı yeniden eski halinden daha iyi bir duruma getirdiler. Tüm bu yaşananlara rağmen Vefa2yı terk etmeyen bozacı dükkanı, daha bir anlam kazanarak adeta bir sembol haline geldi. İsmiyle kalınmadığı bariz bir şekilde tüm ahali tarafından resmedildi ve böylece ahde vefa edilmiş oldu.

Vefa Boza Tarihi – Artık Sınırlar Aşılmaya Başlandı

Bir çok ünlünün uğrak yeri haline gelen vefa bozacızı, dönemimn saygın ticaret rehberinde yerini almayı başararak, 1924*1925 yıllarında kayıtlara geçti.

1926’da yayımlanan Büyük Salname’de  baba ve  oğlun adıisimleri birlikte zikredildi. Salname, o yıllarda Osmanlı Devleti’nde resmî ve özel kurumlar tarafından bir sene boyunca gerçekleşen olayları topluca göstermek üzere hazırlanan yapıtlarıydı. Osmanlı dönemi tarihi ve edebiyatı üzerine araştırma yapmak isteyen araştırmacılar için önemli sosyal bilimler kaynakları olarak hala etkisini sürdürmektedir. 1926 yılında baba ve oğul daha da aktfileşmenin yollarını aradılar. Ve gazete ilanlarıyla bunu sağlamaya çalıştılar. Dört ay boyunca “Meşhur Vefa Bozası” başlığıyla Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde ilanları yayınlandı ve ilanlardan birinde, tadilat tamamlanması ve vefa bozacısı dükkanın yeniden faaliyete geçtiği haber olarak veriliyordu.

Vefa Boza Tarihi – Gördüğü Rağbet ve Taklitçilerinin Türemesi

Vefa Bozacısı özellikle Ramazan ayı içerisinde inanılmaz bir ilgi görüyordu. Ramazan gecelerinde Kısas-ı Enbiya’nın dinlendiği sonrada misafirleri büyükçe kadehlerde Vefa bozası ikram edilirdi. Vefa Bozacısının ünü yayıldıkça yayılıyor, ülke genelidne nam salıyordu. Fakat bu durum olumsuzlukları da beraberinde getirdi. Malum o dönem marka tescil ve telif hakları gibi bir hüküm bulunmadığı için Vefa Bozacısı adıyla bir çok kişi dükkan açmış ve İstanbul’da bulunan Vefa Bozacısının şubesi olduklarını beyan etmişlerdi. Fakat durum aslında böyle değildi. Hacı Sadık Bey 1931 yılında özellikle Ankaralılara yönelik bir ilan yayınlattı. ” Muhterem Ankaralılara, gördüğüm lüzum üzerine Ankara’da her hangi bir vefa bozacısı şubesi açmadığımı ve kimsenin namımızdan istifade edemeyeceğini, faydalanamayacağını beyan eylerim ” diyordu.

Vefa Boza Tarihi

Vefa Boza Tarihi – Efsanenin Vefatı İsmail Hakkı Bey’in Girişimleri

Hacı Sadık 1933’de yaşamını yitirdi. Babasının vefatının ardından işlerin tamamen başına geçen İsmail Hakkı Bey Vefa Bozacısının namını devam ettirdi. İmalatla alakalı bir çok güçlük bulunuyordu ve İsmail Hakkı Bey bu güçleri ortadan kaldırmak üzere harekete geçti. Haliç Tersanesinde görevli torna ustası bir yakını ile birlikte boza üretiminde kullanılacak olan özel makinaların imalatını gerçekleştirdi. Yapılan bu makineler ve kurulan bu yeni sistem 1933 yılından beri  tam faal çalışmaya devam etmektedir.

1930’lı yıllara gelindiğinde Vefa Bozacısı yarım yüzyıllık bir işletme ünvanını kazanmış ve her kesimden insanın  uğramayı alışkanlık haline getirdiği bir mekan haline gelmişti.18 Kasım 1937 yılında Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk dahi mekanda bulunmuş, boza içtiği bardak  ve onun portresiyle beraber  Vefa Bozacısında her daim hatırlanmıştır. Hali hazırda bugün dahi gidip bardağı ve portreyi görebilirsiniz.

 

Bu konular da ilginizi çekebilir

ödül alan markalar

TAB Gıda Ödüle Doymuyor

TAB Gıda Ödüle Doymuyor… Ödül alan markalar köşemizde sizlerin takdirini ve beğenisini toplayan markalara yer …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir